Zekeria Beyaz Muhteşem Yüzyıl ve Önemli Sorunlar!1 Yorum


Kanuni Sultan Süleyman’ın Padişahlık dönemini anlatan bir televizyon dizisi gösterime girdi ve Türkiye’de büyük bir tartışma çıktı ortaya.

Nerede ciddi bir tartışma ve çatışma var ise, kuşkusuz orada önemli sorunlar var demektir.

O halde biz önce tartışma konusunu ve sonra önemli sorunlarını özetlemeye çalışalım.

Diziyi protesto edenlerin iddiaları özetle şöyle:

“Dizide Osmanlı padişahına iftira ediliyor. Padişahın içki içtiği gösteriliyor, harem hayatında birçok cariye kadınla nikahsız ilişkiye girdiği iddia ediliyor. Böylece Osmanlı dönemi lekelenmek ve kötülenmek isteniyor. Amaçları Osmanlı tarihini ve yönetimini iftiralarla gözden düşürmektir. Böylece bu dizide çirkin iftiralarla atalarımıza sataşılmaktadır…” diyorlar.

Burada uzun açıklamalar yapılabilir. Biz özellikle iki sorunu özetleyelim:

1 – Cumhuriyete Alternatif Osmanlı Özlemi

Üzülerek ifade edelim ki, ülkemizde Cumhuriyet yönetimine ve Atatürk İnkılapları’na karşı ciddi bir muhalefet gurubu ortaya çıkmıştır. Bunlar her fırsatta Cumhuriyet döneminde yapılan bütün icraatları küçümsüyorlar ve kötülüyorlar. Özellikle “Cumhuriyet inkılapları ile dini hayatımız büyük zararlar görmüş ve gerilemeler meydana gelmiştir” şeklinde iddialar ileri sürüyorlar.

Cumhuriyet karşıtları bu türlü tutarsız iddialarla da kalmayarak, Cumhuriyete alternatif olarak Osmanlı dönemini öne çıkarıyorlar. Osmanlı yönetimini ve dönemini göklere çıkarıyorlar ve övmekle bitiremiyor.

Osmanlı sanki melekler tarafından yönetiliyordu, Osmanlı döneminde Türkler sanki cennet hayatı içinde mutlu yaşıyorlardı gibi bir suni hava estiriyorlar.

Böylece, Cumhuriyet yönetimine alternatif olarak bir Osmanlı özlemi ideali oluşturuyorlar…

İşte, söz konusu Muhteşem Yüzyıl dizisinde veya benzeri biçimdeki kitaplarda, Osmanlı dönemini ve yönetimini biraz eleştiren ve biraz tabii hali içinde gösteren anlatım tarzlarına karşı, bizim Osmanlı özlemcileri şiddetle karşı çıkıyorlar ve ‘Bunlar yalandır, iftiradır, sataşmadır’ diye feryat ediyorlar…

Çünkü, Cumhuriyete karşı oluşturmaya çalıştıkları Osmanlı ideali ve özlemi iflas ediyor.

Çünkü Osmanlı’nın da onların iddia ettikleri gibi olağanüstü olmadığı anlaşılıyor.

Çünkü Osmanlı padişahlarının ve yöneticilerinin de melekler olmadıkları, onların da suçlar ve günahlar işledikleri ortaya çıkıyor ve de onların da bizim gibi insanlar oldukları anlaşılıyor.

Ayrıca Osmanlı döneminde de Türklerin bir cennet hayatı yaşamadıkları ortaya çıkıyor. O devirde de iyilikler ve güzellikler olduğu kadar, kötülükler ve çirkinliklerin bulunduğu ortaya çıkıyor…

Dolayısıyla da Osmanlı özlemcilerinin hayalleri yıkılıyor.

Ne yapalım, güzel bir söz vardır şöyle:

“Gerçeklerin bir kötü huyu varmış, bir gün mutlaka ortaya çıkarlarmış.”

2 – Tarihte Duygusallık Var, İtina Gerekir

Muhteşem Yüzyıl dizisinin yapımcılarında ve benzerlerinde önemli bir eksiklik vardır. O da şu, tarih bilimini fizik ve kimya bilimi gibi ruhsuz görmeleri, tarihi olayları da aynen ölü hadiselerin hikayesi gibi sanmalarıdır.

Hemen ifade edelim ki özellikle milli tarihlerde o milletin duygusallığı vardır, itina gösterilmesi gerekir. Tarihi olaylar da o duygusallığın yaşandığı canlı hikayelerdir.

Milletler tarihlerinin güzelliği ve yüceliği ile onur ve şeref duyarlar. Tarihlerine sataşılmasından da üzüntü hissederler. Dolayısıyla milli tarih olayları, duygusal olarak canlı olarak milletin ruh ve bilincinde yaşarlar.

Biz Türkler de hatasıyla sevabıyla tarihimizle şeref duyarız, onur duyarız, ondan ibretler ve örnekler alırız. Dolayısıyla tarihimizi kötüleyenlerden de nefret ederiz.

Her millet de böyledir, tarihlerini genç nesillerine ısrarla okutur, ibret ve örnek alsınlar diye ezberletircesine içselleştirirler.

Hiç kimse, aile atalarına kötü söylenmesini hoş göremez ve ona sessiz kalamaz, mutlaka ona bir şekilde tepki gösterir.

Tarih de bir milletin ortak atalarının ortak hikayeleridir… Millet bireyleri de ortak atalarından ve onların iyiliklerinden, güzelliklerinden ve de başarılarından onur duyarlar ve onlardan örnek ve ibretler almak isterler.

Haklı olarak milletin bilinçli evlatları tarihilerinin kötülenmesinden, atalarına sataşılmasından ve iftara atılmasından da elbette rahatsız olurlar ve tepki gösterirler.

Gerçekçi Çözüm

Bize göre yukarıda anlattığımız iki sorunun gerçekçi çözümü şöyledir:

Biz Osmanlı tarihini ve Osmanlı yönetimini sevelim, sayalım, onların güzel yanlarını öne çıkarıp onlarla onur duyalım ve onlardan ibret ve örnek alalım, onları çocuklarımıza da öğretelim.

Ancak unutmayalım ki, Osmanlı yöneticileri de insanlardı. O nedenle onların da iyilik ve yücelikleri yanında yanlışları, hataları, kusurları ve de hoş olmayan yanları da vardı. O nedenle de Osmanlı yıkıldı, tarihe mal oldu.

En önemlisi de Osmanlıyı yeniden kurmak, onun yönetim sistemini ve yaşantısını yeniden hakim kılmak gibi hayallere kapılmayalım. Çünkü o mükemmel olsaydı zaten yıkılmazdı…

Cumhuriyetimizi koruyalım, geliştirelim, eksiklerini tamamlayalım ve yanlış gelişmeleri de düzeltelim.

Unutmayalım ki, Atatürk’ün dediği gibi:

“ Cumhuriyet fazilettir.”

www.zekeriyabeyaz.com.tr

Prof. Dr Zekeriya Beyaz

Bunlarda İlginizi Çekebilir Okuyun

Reklam