Kilolara son vermenin başka bir yolu0 Yorumlar


RÖPORTAJ: Esra Savaş
esra.savas@posta.com.tr

Dünyada çığ gibi büyüyen obezite sorunu için her gün yeni bir diyet listesi çözüm olarak sunuluyor. Zayıflamak ya da ideal kiloya ulaşmak ve bunu koruyabilmek için birçok yol deneniyor. Defalarca diyet yapıyorsunuz. Önce kilo veriyorsunuz. Ancak bir süre sonra eski kilolarınıza geri dönüyorsunuz. Ya da ideal kiloda kalmak için çoğu zaman aç kalıyor ve canınızın çektiği hiçbir şeyi yiyemiyorsunuz. Hayat böyle geçer mi? Biliyor musunuz zevk almadan yemek yemek ruhsal sağlığınızı da olumsuz etkiliyor.

Peki ama bu nasıl olacak? Son günlerde çok rağbet gören ‘Zihin Gücüyle Nasıl Zayıflanır?’ kitabının yazarı psikoterapist Cenk Kahvecioğlu ile Nişantaşı’ndaki ofisinde konuştuk. Kahvecioğlu’nun yöntemiyle diyet listelerine son vereceksiniz. Canınızın çektiğini yiyeceksiniz. Ve en önemlisi kilo sorununuza kesin çözüm bulacaksınız. “Ben zaten ideal kilomdayım” diyorsanız bilinçaltının kullanılmasına yönelik çok önemli bilgiler elde edeceksiniz. Üstelik bu bilgileri sıkıntı çektiğiniz tüm alanlarda kullanabilirsiniz! Diyetle kilo verirsiniz sonra alırsınız. Biz önce yeme alışkanlığını değiştirmeyi sonra zihin gücünü kullanmayı öğretiyoruz .

Size kilo sorunu ile gelen kişileri nasıl zayıflatıyorsunuz?

Kişinin ideal kilosunda olması ve bunu sürdürebilmesi için gerekli dört kural var. Hafif acıktığında yemek yemek, canının çektiğini yemek, yavaş yemek ve doyduğunda yemeyi bırakmak. Önce danışanlarımızla yeme davranışlarıyla ilgili konuşuyoruz. Daha sonra psikolojik testler var. Bu testlerle kişinin eksik ve zayıf yönleri ortaya çıkıyor. Kişi bu dört kurala aykırı neler yapıyor? Bu testlerle kişi hangi alanlarda iyi, hangi alanlarda zayıf bunları belirliyoruz.

Sonra?

İlk birkaç seans tamamen bu dört kural-davranış üzerine çalışıyoruz. Hangisi eksikse ona yönelik çalışmalar yapıyoruz. Sonra işin psikolojik kısmına geçiyoruz. Orada da kişinin hayatında neye ihtiyacı varsa onu tespit ediyoruz. Mesela stres eşiği düşüktür ve bu kiloya neden oluyorsa stresle başa çıkması üzerine çalışıyoruz. Bunların keşfedilmesi çok önemli.

Geçmişe giderek önce sorununu tespit ediyoruz

  Mesela hızlı yemek yemesiyle ilgili sorun varsa?

O zaman öncelikli olarak geçmişe gidip onunla ilgili bir anı var mı ona bakıyoruz. Hadi tabağını bitir, çabuk ye, arkandan ağlamasın gibi olumsuz telkinler olmuş mu bu önemli. Sonrasında ise geleceğe giderek aslında çok yavaş yemek yediği ile ilgili hayal çalışmaları yapıyoruz. Bilinçaltına yavaş yemek yemeği öğretiyoruz. Kişi yemek yemeye oturduğu, eline çatalı kaşığı aldığı an aklına yavaş yemek geliyor. Belki iki hafta sadece buna çalışıyoruz.

 Genelde insanlar yavaş yememelerinin nedeni olarak işlerini bahane ediyor…

Ben de bununla çok sık karşılaşıyorum. Bu sonuçta kişinin kendine değer vermemesine kadar gidiyor. Eğer kişi kendine çok fazla değer vermiyorsa, kendinden önce hep başka öncelikler ön plandaysa doğal olarak kendi hayatında da bir takım şeyleri hep geri plana atıyor.

Peki canımızın çektiği hep kalorili yiyeceklerse, mesela pasta ya da börekse? Bunun da üstesinden geliyor musunuz?

Bu hem kafada çok soru uyandıran bir kural hem de aslında bence en önemli kural. Bu kurallar birbirleriyle çok bağlantılı. Biri olmadan diğeri bir işe yaramaz. Sevmediğiniz bir şeyi yavaş ve zevkini çıkararak yiyemezsiniz. O yüzden canınızın çektiği şeyleri yemek çok önemli. Buradan kasıt her istediğini ye değil. Bizim yemek kültürümüzde akşam yemeğinde mutlaka çorba olur. Bir ana yemek ve pilav ya da makarna olur. Salata olur. Bunlardan birini yemediğimizde sanki eksik yemişiz gibi hissederiz. Aslında bunlar tamamen kendimizi otomatik hale getirdiğimiz kalıplar. 

Bu kalıplardan nasıl kurtulacağız?

Vücudunuzun bilgeliğine inanın. Bizim söylediğimiz akşam yemeğine oturduğunuzda canınız pilavı çekiyorsa sadece pilavı yiyin. Çorba çekiyorsa çorbayı yiyin. Hepsini yemek zorunda değilsiniz. Ya da masanın üstünde duran pastayı canınız çekiyorsa ondan birkaç lokma almanız ve isteğinizi bastırmanız çok önemli. Hem fiziksel hem de ruhsal olarak ondan aldığınız bir takım şeyler vardır. 

Kilo sorununu çözümlemede bilinçaltına yönelik çalışmalar yapıyorsunuz. Bilinçaltının etkisi ne?

Bilinçaltı dediğimiz şey bütün sistemin yönetildiği ve bütün sistemi idare eden bir merkez. Yani organların çalışmasından tutun da bağışıklık sistemine kadar her şeyin kontrol edildiği bir yer. Anne karnına düştüğümüz andan bugüne kadar inanılmaz bir kayıt sistemi var. Bilinçaltındaki her şeyi değiştirmek kolay değil. Dirençli bir yapısı var. Tek bir amacı var. O organizmanın devamını sağlamak. Bunu yaparken bir analiz yeteneği olmadığı için doğru ya da yanlışı analiz edemez.

Yemek davranışımızı nasıl etkiliyor?

Bilinçaltının kaygı ve endişeye verdiği en kolay tepki de yemek yemektir. Öğrendiğimiz şeyleri devam ettirme eylemindedir. Eğer siz sıkıntılarınızı yemek yiyerek atmayı öğrendiyseniz, kaygılı ve endişeli olduğunuz anlarda yemeğe yöneliyorsanız bilinçaltı bunu öğrenmiştir. Önce bunun değişmesi lazım. Bu değişmeden istediğiniz yöntemi uygulayın etkili olmaz. Diyetlerle mutlaka kısa süreli bir kilo verme olur. Ondan sonra tekrar aynı kiloyu geri alırsınız.

Diyetler boş şeyler mi?

Kilo vermenin tek bir fiziksel kuralı var. Aldığınızdan daha fazlasını yakmak. Biz de bunun dışında bir şey söylemiyoruz. Ama bu sizin davranışlarınızı değiştirerek yapabileceğiniz bir şey değil. Normalde bir diyet listesine göre program uyguluyorsanız bu kalıcı olmaz. Mutlaka belli bir yerde bu program bitecek ve siz eski alışkanlıklarınıza, eski duygusal yemelerinize döneceksiniz. Bunlarla başa çıkmadan kalıcı bir kilo vermenin mümkün olmadığını söylüyorum. Kitabımda da söylediğim bu. Tabi ki diyetlerle kilo verilebiliyor. Ama kilo vermenin kalıcı hale gelmesi ancak yeme davranışlarını değiştirebiliyorsak olur.

Bilinçaltına kilo vereceğine inanarak söylemesi şart

Bazen bugün çok dikkat edeceğim az yiyeceğim dediğimizde tam tersi oluyor; neden?

Bu; yatağa yatıp uyumak isteyip gözlerinizin daha çok açılmasına benziyor. Aynı mekanizma. Bilinçaltına sadece kilo vereyim deseniz tamamen ters işler. Bir şeye ulaşmak istiyorsanız, kilo vermek istiyorsanız buna olan inancınız çok önemli. Buna gerçekten yürekten inanıyorsanız o zaman olmasını beklersiniz. İnsanlar bazen “on kilo vereceğim” diyorlar. Ama içlerinden bir diğer ses de “hadi canım sen veremezsin” diyor. O yüzden inanç çok önemli. İnanarak bilinçaltına söylemek lazım. Mesela, bu cümleyi üç beş gün söyleyip sonra buna inancını tamamen kaybediyor. O zaman sistemin çalışıp çalışmaması ilgili bir sorun varmış gibi algılanıyor. Esas sorun kişinin kendine inanması.

Bilinçaltı neye inanıyorsa onu mu gerçekleştirir?

Evet. Şöyle bir örnek verebilirim. Mesela soğuk bir havada yolda yürüyorsunuz. Önünüzde bir buz kütlesi görüyorsunuz. Eğer oradan düşeceğinizi canlandırırsanız, onu düşündüğünüz zaman farkına varmadan düşmek için vücudunuzun dengesini değiştirirsiniz. Bazı kaslarınızı kasar kendinizi gerersiniz. Orada inandığınız şey, düşmektir. Ama o buz yokmuş gibi o buzun üzerinden yürümeyi denersiniz ve gerçekten bunu inanarak yaparsanız düşmezsiniz.

Bu uygulamanızda sporun yeri ne?

Spor ya da başka bir şeye gerek yok. Ama zaten spor yapmak sağlık açısından çok önemli. Sağlık için yapılması gereken bir şey. Bu açıdan her zaman tavsiye ediyoruz. Ama spor yapmak kişinin hayatına uygun değilse ya da sevmiyorsa o zaman yapmasına gerek yok. Böyle bir ön koşul yok. Bizim için dört kuralı muhakkak uygulaması önemli.

 Yönteminizle ne kadar sürede kilo veriliyor?

Bu dört kuralı uygulamaya başladığında ayda 10 kilo veren de var, 4 kilo veren de. Davranışlar otomatik hale geldiğinde ideal kilonuz kalıcı oluyor.

 Bilinçaltını etkileme yöntemleriniz nedir?

Bir takım pratik uygulamalar var. O pratik uygulamaların aslında bir çoğu bilinçaltını temizlemeye yönelik. Yani kişi kendine değer vermiyorsa, onda değer duygusunu artırmak. Hayatta duygusal olarak ihtiyaçları neyse onların farkına varmalarını sağlamak. Kendi ya da geçmişi ile ilgili kızgınlıkları, öfkesi varsa af çalışmaları yapıyoruz. En sonunda kendini affederek yeni bir sayfa açmasını sağlıyoruz.

Diyet gibi standart kelimeleri bırakmalı

Sürekli diyet yaparak kilo verip sonra kilo alanlar için neler diyeceksiniz?

Ciddi kronik kilo sorunu yaşayanlar moral olarak da olumsuz etkileniyor. Kendilerine güvenlerini kaybediyorlar, aynanın karşısına geçip yine başaramadım diyorlar. Bu sorunların hepsini tespit edip duygusal olarak ortadan kaldırılması çok önemli. Kitapta anlatılanları kendine yardım serisi olarak düşünmek lazım. Normal seviyelerde aşabileceğimiz sorunları bu çalışmaları yaparak aşabiliriz. Ama aşamadığımız bir sorun varsa uzmandan yardım almakta fayda var.

Kilo sorunu yaşayanlara ne tavsiye edersiniz?

Diyet kelimesi gibi standart şeyleri bırakmaları lazım. Tartıya çıkıp her gün tartılmasınlar. Mesela tartı bizde ilk üç hafta yasak. Tartılmak istiyorsa üç hafta sonra tartılabilir. Vücutlarından gelen sinyalleri dinlesinler. İnanç çok önemli. Kilo vereceğinize gerçekten inanırsanız hedefinize ulaşırsanız.

( 24.07.2011 tarihli Pazar Postası’ndan alınmıştır. )

Paging.create(5, 5);

Kaynak : Posta.com.tr

Bunlarda İlginizi Çekebilir Okuyun

Reklam


Konu Hakkında Görüş Belirtmek İstermisiniz?