RÖPORTAJ: ESRA ÖZÜBEK
eozubek@doganburda.com
Vücudun herhangi bir bölgesinden alınan yağla dudak dolgunlaşıyor, kırışıklıklar gideriliyor. Hatta bir adım ötesi var: Hastalardan alınan yağ ve cilt dokuları eksi 196 derecede saklanıyor, zamanı gelince gereken yerlere uygulanıyor.
Bu yöntemi ilk geliştiren ve deneyen Prof. Dr. Onur Erol. Ünlü uzman ayrıca hastalarının dokularını, ilerdeki gençleşme uygulamaları için arşivliyor. Prof. Dr. Onur Erol doku kokteyli ve yağ aşılaması sistemlerini anlatıyor…
Cilt zamanla canlılığını yitiriyor, çökmeler başlıyor. İşte bu noktada dolgular imdada yetişiyor. Mesela doku aşılaması: Bu yöntemde, kişinin sözgelimi karnından yağ alınıyor. Bu yağa, aynı hastanın kanından elde edilen bir çeşit tamir edici hormonlar ekleniyor. Üstüne dokunun aşılandığı bölgedeki mevcut dokularla birleşip canlı hücrelere dönüşmesini sağlayan başka maddeler konuyor.
Sonuç: Yağ dokusuna göre çok daha kalıcı, canlı hücre gibi davranan bir antiaging etkisi. Ve doku kokteyli: Liposuction ve karın germe ameliyatı gibi vücuttan yağ değil, deri tabakasının da alınabildiği durumlarda uygulanıyor. Vücutta en fazla yeni doku yaratma şansı olan, en çok gençleştirici özelliği olan deri tabakasına, birtakım kas ve hormonlar eklenerek doku kokteyli hazırlanıyor. Prof. Dr. Onur Erol, bu yöntemi Türkiye’de ilk kullanan, dünyaya da kullandıran kişi.
Prof. Dr. Onur Erol hastalarından aldığı yağ ve dermis dokularını eksi 196 derecede saklıyor, gerektiğinde bu dokuları dudaklar, yanaklar ve ihtiyaç olan diğer bölgelerde kullanıyor. Bu da Türkiye’de bir ilk. Prof. Dr. Onur Erol hastalarının dokularını arşivliyor. Ünlü uzman, kişinin doku açısından en zengin olduğu 20’li yaşlarda alınacak dokularının, ilerde gençleşme uygulamaları için saklanacağını söylüyor. İşte ONEP Estetik Cerrahi Kliniği’nden Prof. Dr. Onur Erol’dan doku kokteyli ve yağ aşılaması…
“Kendi dokunuz en iyisi”
Plastik cerrahideki dolgu maddelerinden bahseder misiniz?
Dolgu maddesi olarak, kişinin kendi dokularını kullanıyoruz. Yabancı maddelerden oluşan dolgular iki gruptur; geçici ve kalıcı olanlar. Kalıcı dolgu maddeleri, hasta emniyeti bakımından sorun yaratabilir. Geçici dolgu maddelerinden de sadece hyalüronik asit kullanımına izin veriliyor.
Dolgu maddeleri neden gerekli?
Zamanla yüzümüz yerçekimi, güneş ışınlarına maruz kalma, milyonlarca defa yapılan yüz mimikleri ve sigaranın olumsuz etkileri sonucunda meydana çıkan etkileri sergilemeye başlar. Deri altında yerleşik olan ve cildimizi genç, canlı, diri gösteren yapılar giderek parçalanır. Böylece gülme çizgileri ve göz etrafında derin çizgiler oluşur. Yumuşak doku dolgu maddeleri bu çizgi ve kırışıklıkları doldurarak cilde daha düzgün, daha genç bir görünüm kazandırır. Deri altına enjekte edildiğinde bu dolgu maddeleri, kırışıklıkları ve yüzün çöken kısımlarını doldurarak şişirir. Ayrıca dudak ve yanakları doldurur.
Doku kokteyli enjeksiyonunu anlatır mısınız?
Bu konsept, 1990’larda tarafımdan ortaya atıldı. Doku enjeksiyonlarının etkisinin, sadece kaybolmuş, bozulmuş konturları yerine koymakla sınırlı kalmadığı anlaşıldı. Artık hücre nakilleri ile deriye canlılık ve gençlik getirdiği konusunda da herkes hemfikir. Doku enjeksiyonları, erken yaşlarda koruyucu olarak da kullanılıyor.
Verilen dokunun özellikleri ne?
Yüz ve karın germe, meme küçültme veya yara izi tedavisi esnasında çıkarılan deri parçaları kas, fasya ve çok az yağ dokusunun karışımından oluşur. Bu dokulardan elde edilen dermis, cildin en değerli tabakası. Damar sistemi zengin olan bu dokular iğneyle cilt altına verildiğinde, bu dokuların çevre damarları ile tekrar canlanıp yaşama oranı yüzde 90’ın üstündedir. Bu metot, yağ enjeksiyonuna göre daha etkili. Tek dezavantajı: Sadece kesilip çıkarılan parçalardan sağlanması. Herhangi bir ameliyatta hastadan doku parçaları çıkarılmışsa, bir kısmını o anda yüzdeki kırışıklıklara kullanabiliyoruz. Kalan kısmını da eksi 196 derecede dondurarak saklanmasını öneriyoruz.
Cilde yeniden verilen doku sorunsuz bir şekilde yaşar mı?
Evet. Bu dolgu maddeleri, konulan bölgede çevreden alacağı kan damarları ile diriliyor, orada vücudun kendi dokusu olarak canlılığını sürdürüyor. Ama zamanla tekrar erimeye yüz tutabilir. İşte o noktada, kişinin yine kendi dokusunun kullanılması gerekir. Bu ihtiyaca cevap vermek için doku parçacıklarını dondurup saklıyor, gerektiğinde sahibinde kullanıyoruz.
‘Gündelik hayata hızlı dönersiniz’
Peki yağ enjeksiyonları nasıl yapılıyor?
Hem verici hem alıcı sahalar temizlenir, lokal anestezi ile uyuşturulur. Emici bir cihaza bağlı olan kalın uçlu şırıngayla karın, uyluk, kalça ve diğer yağ içeren vücut bölgelerinden yağ çekilir. Alınan yağ gerekli işlemden geçirildikten sonra alıcı sahaya enjekte edilir. Enjeksiyon yerinin üzerine, bazen ince bir bant yapıştırılır. Yağ enjeksiyonu yüz çizgileri dışında çökük yanakların doldurulması, alın çöküklüğünün giderilmesi, çene ucunun dolgunluğunun arttırılmasında kullanıldığında yüzde geçici olarak şişlik ve bölgesel kabarıklıklar oluşabilir.
Sosyal hayata hemen dönmek mümkün mü?
Geniş bölgelerde işlem yapılan hastaların kısa bir süre istirahat etmesi gerekir. Ama çoğu hasta tedaviden hemen sonra normal günlük aktivitelerine döner. Enjeksiyon yerlerindeki kızarıklık, şişme veya morluklar geçene kadar, yaklaşık bir hafta güneşte kalınmaz.
İşlemi tekrarlamak gerekiyor mu?
Hastaya göre değişir. Bazı hastalarda bu süre bir yıl veya daha uzun sürebilir. Çoğunda ilk haftada sağlanan dolgunluğun yarısı altı ay sonra kaybolur. Zira ilk haftalardaki dolgunluk şişmeye bağlıdır. Üç aydan sonra ne kadar dokunun orada beslenip kaldığı az çok belli olur. Yeni enjeksiyonlar 3, 6 ve 12 ay sonra tekrarlanıp sonuç daha iyi duruma getirilebilir. İlk uygulamalar ilk sene iki-üç kez yapılsa da ilerki senelerde yılda bir kez uygulanması kafi gelebilir. Çizgileri daha fazla derinleştirmeden takviyeler şeklinde uygulanması çok daha akılcıdır.
(21.05.2011 tarihli Cumartesi Postası’ndan alınmıştır.)
Paging.create(2, 2);
Bunlarda İlginizi Çekebilir Okuyun
